Blog / Haber

Ekilen Saçların Çıkış Süresi

Araştıranlar arasında en çok merak edilen konulardan biriside ekilen saçların ne zaman çıkacağıdır. Saç ekimi çıkış süresi çeşitli faktörlere göre değişiklik göstermektedir. Aslında operasyon esnasında saç telleri değil, dökülmeye dirençli, hayat boyunca yirmi, yirmi beş kere saç teli üreten kökler ekilmektedir. Doğası gereği ekimden sonra görülen saç tellerindeki dökülme ilerleyen sekiz ay, bir yıllık süreç içerisinde natürel saçlarla sonuçlanmaktadır.

Ekimden iki gün sonra başlayan ve ortalama bir hafta süren yıkama işlemi ile kabuklar temizlendikten sonra saçlardaki uzaman gözle görülebilir bir hal alır. Fakat bilindiği gibi ameliyat esnasında yaşanan dolaşım bozukluğuna bağlı olarak ekim sonrasında ilk bir ay içerisinde katajen faza, daha sonra telojen faza geçiş ve şok dökülme yaşanmaktadır. Bazı özel durumlarda hiç yaşanmasa, ya da çok az yaşansa bile şok dökülme beklenen fizyolojik bir durumdur.

Gerek çevreden gelen olumsuz yorumlar, gerek hastanın yeteri kadar bilgilendirilememesi gibi durumlarda bu dönemde bir endişe hali yaşanabilir. Ama bu dönemin geçici olduğu bilinmelidir ve herhangi bir şekilde strese girilmemelidir.

Daha sonraki iki aylık süreçte deri altında bulunan kökler saç teli üretmeye başlamaktadır. Bu üretilen saç tellerinin uzaması ve deri üzerinde görülmesi ekimden sonraki üçüncü ayın sonunda olur. Bu dönemdeki görünüm yapay ve seyrek olabilir. Daha sonraki beş aylık süreçte üretilen saçlar ayda ortalama bir cm olacak şekilde uzamaya, kalınlaşmaya devam eder. İlerleyen zamanla gün ve gün yeni saçlar çıkarken, ekim alanında giderek artan bir sıklaşma gözlemlenir.

Bu süre cinsiyete ve yaşa göre değişim gösterebilmektedir. Her ne kadar erkeklerde saçın uzaması ergenliğe daha fazla ise de, erişkinlik döneminde saçın uzaması bayanlarda daha hızlı olmaktadır. Dolayısı ile saç ekimi çıkış süresi bayanlarda daha kısa olabilmektedir.

Ekim yapılan alandaki damar miktarı da etkilidir. Anatomik olarak damar miktarı arttıkça kanlanma ve doku oksijenasyonu da artacaktır. Genellikle ön saç çizgisi anatomik olarak damarların dolayısı ile dolaşımın çok olduğu bir bölgedir. Bu nedenle kural olmasa da klinik gözlemlerde bu bölgede daha hızlı saç çıkışı görmek mümkündür. Yine aynı nedenlerle dolaşımın az olduğu verteks bölgesinde bu süre nadiren de olsa on sekiz aya kadar bile uzayabilmektedir.

Ekim öncesi dönem kurallarına uyulması, uygulanan operasyon yöntemi, izolasyon, toplama ve ekim aşamalarında köklerin korunması, ekim sonrası dönemde hastanın doktorunun önerilerine uyması bu süreyi olumlu etkileyen faktörler arasındadır.

Genel 9 Ekim 2017 9 Ekim 2017 admin

Ekilen Saçların Çıkmaması

Uygulanan operasyon sonrası ekilen saçlarda meydana gelen şok dökülme sonrası çıkmanın başlaması üç ay alırken, sonuç sekiz ay bir yılda görülür. Ekilen saçların çıkmaması hasta açısından çok travmatik bir problem olacaktır.

En önemli neden operasyonun ehli ellerde yapılmamasıdır. Sağlık bakanlığınca ruhsatlandırılmamış yerlerde, tıp ve cerrahi eğitimi almamış kişiler tarafından yapılan ekimlerde sağlıklı sonuçlar beklenmesi çok gerçekçi olmayacaktır.

Çok büyük alanlara, gerçekçi olmayan sözler verilerek, gerekli greft sayısına ulaşamayan ekimler sonuçta seyrek olacaktır. Söz verilen beklentileri karşılanmayan hastalar bu durumu ekilen saçların çıkmaması olarak yorumlayabilir.

Travmatik cerrahi kurallara uyulmaması yine köklere zarar vererek ekilen saçların çıkmasını engeller. Lokal yara iyileşmesi problemleri olan bölgelerde nadiren de olsa o bölgelerde lokal olarak saç çıkmayabilir.

Saç ekilecek alandaki saçlar tamamen dökülmüş ise deride incelme ve dolaşımda azalma görülebilir. Yine sıgara içen bireylerde damarlarda daralma ve dolaşımda artan karbonmonoksit nedeni ile saçlı deri dolaşımı, dolayısı ile saç köklerine giden oksijen azalmakta, bu da ortamdaki dihidrotestesteron sevilerini arttırmaktadır.

Bilindiği gibi DHT nin özelliklerinden biri de saçları dökmesidir. Özellikle bu tür ekimlerde dolaşımı arttırarak saç ekimi çıkma süresini kısaltmak için lokal dolaşımı arttıran spreyler önerilebilir. Dolaşımın artması deride testesteron-dihidrotestesteron dönüşümünü de azaltacak, saçları DHT nin olumsuz etkilerinden koruyacaktır.

Şeker ya da tiroid bezi rahatsızlıkları gibi sistemik hastalıkları olan hastaların ekim sonrasındaki süreçte tedavilerine dikkat etmeleri, şeker hastası iseler diyetlerine uymaları, ilaçlarını aksatmamaları ve açlık kan şekeri ve tiroid hormonu gibi değerlerini normal seviyelerde tutmaları yine bu süreci kısaltacaktır.

Demir eksikliği yine normalde saç dökülmesine yol açmaktadır. Dolayısı ile eğer ekim hastasında demir eksikliği var ise tedavi edilmelidir.

Bir yaranın iyileşmesinde en uzun dönem remodelizasyon dönemidir. Bu dönemde yara iyileşmesinin ilk aşamalarında üretilmiş olan kolojen molekülleri, üzerlerine düşen stres kuvvetlerinin etkisi şekil değiştirerek bulundukları anatomik bölgeye uyum sağlarlar. Bu süreç ortalama bir yıl devam etmektedir. Dolayısı ile ekim sonrasındaki görünüm devamlı değişmekte ve ortalama bir yıl sonra gerçek doğal halini almaktadır.

Saç Ekiminde Aşamalar

İlk aşama hastanın operasyona karar vermesi aşamasıdır. Her ne kadar çeşitli genetik yatkınlıklar, vitamin eksiklikleri, bazı sistemik hastalıklar ve kullanılan ilaçlar saç dökülmesine ve kelliğe yol açsa da kellik insanda direk olarak bir sağlık problemine yol açmamaktadır. Dolayısı ile saç ekimi sağlık nedenleri ile değil estetik kaygılarla yapılan bir operasyondur.  Her erkek yakışıklı, her kadında güzel görünmek ister. İstisnai durumları bir kenara bırakırsak saçlar genellikle güzellik ve cazibe unsurudurlar. Kellik sorunu yaşayan bir bireyin çevreden gelen olumsuz yorumlar, aynaya baktığında ya da çektirdiği bir fotoğrafta kendini istediği derecede çekici bulamaması ve bunun yarattığı duygu hali bir lokomotif etkisi yaratarak bireyi saç ekimine yönlendirebilmektedir. Birey yaşadığı kellik probleminden gerçekten kendisi de rahatsız oluyor ise saç ekimi yaptırabilir. Fakat saç ekiminin estetik cerrahi bir operasyon olduğu, belirli bir operasyon öncesi süreç gerektirdiği, operasyon sonrasında da yara iyileşme döneminde çeşitli bakımlara ihtiyacı olacağı, sonucun ortalama sekiz ayda alınacağı gibi konularda yeterli bir bilgi sahibi olmalıdır.

İkinci aşama operasyonun nerede yapılacağına karar verilmesidir. Bu amaçla birey yazılı, sözlü, görsel basın da çıkan reklamları değerlendirebileceği gibi kendisi çevresindeki arkadaşlarına da danışabilir. Tanıdıkları aracılığı ile bu işlemi yapan doktorları araştırabileceği gibi daha önce başarılı bir saç ekimi geçirmiş kişilerle de görüşebilir. Bir diğer yöntem internet’i kullanmaktır. Günümüz bilgi ve iletişim çağıdır. Artık bilgiye ulaşmak eskisi kadar zor değildir. Günümüz iletişim çağındaki temel problem ulaştığımız bilgilerin doğru olup olmamasıdır. Bilinçsiz internet kullanımı insanları yanlış yönlendirebilir. Bilimsel geçerliliği olmayan tedavi yöntemleri çeşitli merkezlerce oluşturulmuş sanal problemlerin tek çözümü gibi lanse edilebilir. Bilindiği gibi ülkemizde estetik operasyonlar öncesi ve sonrası fotoğraflar yayınlanması kanunlara aykırıdır. Sağlık açısından hijyen, uygulama esnasında istenmese de oluşabilecek komplikasyonların anında tedavisi, legalite, hasta beklentilerinin cerrahi kapasite ile karşılanabilir olması, merkezin yakınlığı, ekibin cerrahi kabiliyetleri ve sonucunda ortaya koydukları başarıları, maliyet gibi pek çok şık üzerinde düşünülmelidir.

Her cerrahide olduğu gibi ekimde de sterilite ve hijyen olmazsa olmaz bir kuraldır. İşlem esnasında sterilite kurallarına uyulmaması durumunda cerrahi alanın kontamine olması yara yeri enfeksiyon problemlerine, yara iyileşme sorunlarına ve dolayısı ile başarısız sonuçlara yol açabilmektedir. Diğer bir risk te bulaşıcı hastalıklardır. Bu kurallara dikkat edilmesi sayesine hem cerrahi yara enfeksiyonları önlenmiş olur, hem de cerrahi bulaşıcı hastalıklardan korunmuş olunur. Cerrahi sterilite ve hijyen sadece ameliyathane şartlarında sağlanabilmektedir.

Saç ekim cerrahi bir girişimdir. Her cerrahi girişimde olduğu bu operasyon esnasında da çeşitli allerjiler ve ya tansiyon problemleri görülebilir. Hastadan hikaye alınırken genel sağlık durumu, allerjileri gibi temel konular irdelenmelidir. Hastada var olan vazovagal refleks ve iğne korkusu tansiyon düşmelerine nadiren de olsa yol açabilir. Bu tür problemlerin önlenmesi için anastezi uzmanı tarafından yapılacak bir sedasyon önerilmektedir. Sedasyon sadece ameliyathane şartlarında yapılabilir.

Ülkemizde saç ekimi operasyonlarının plastik cerrahi uzmanları tarafından ameliyathanelerde yapılması legaldir. Ameliyathane dışında çeşitli yerlerde yapılması kanunlara uygun değildir. Hasta saç ekimi konusunda bilinçlenmiş olmalıdır. Cerrahi girişimlerin çeşitli limitasyonları vardır. Küçük alanlarda çok iyi sonuçlar alınabilirken çok büyük alanlarda genellikle sıklıktan ödün verilmektedir. Bu tür durumlarda ikinci ve hatta üçüncü ekimler planlanmış olmalıdır. Büyük bir alanda tek bir ekimde tatminkâr bir sonuç beklemek çok gerçekçi değildir. Dolayısı ile hasta beklentileri konusunda doktorunu bilgilendirmeli, yapılacak olan girişimin beklentilerini karşılayıp karşılamadığı konusunda doktorundan bilgi almalıdır.

Operasyonu yapacak merkezle hastanın aynı şehirde olması ulaşım kolaylığı, ekim masrafları ve kontroller açısından önemlidir. Operasyon sonrası yara bakımı yapılmaktadır. Bu nedenle ekim sonrası en az iki üç gün hasta ekim yaptırdığı şehirde kalmalıdır. Yine istenmeyen komplikasyonların anında tedavisi de ancak bu sayede mümkün olabilmektedir. Bu nedenlerle hastanın hemen şehri terk etmesi önerilmemektedir. Bu da gerek ulaşım gerek otel masrafları olarak maaliyeti arttırmaktadır. Fakat gerekli şartları sağlayan saç ekim merkezleri başka bir şehirde, hatta bazı durumlarda başka bir ülkede bile olabilir. Bu durumda aynı şehir de olma şıkkı elenebilir.

Saç ekim cerrahisi yapacak kişinin cerrahi eğitimi almış olması önemlidir. Plastik cerrahi eğitimi alabilmek için tıp fakültesi bitirildikten sonra girilen tus sınavında gerekli başarıya ulaşmak gerekmektedir. Beş altı yıl süren bu teorik ve pratik eğitimden sonra tez ve uzmanlık sınavı aşamalarından geçilir. Genel cerrahi nosyonlar, hastaya yaklaşım, komplikasyonların önlenmesi, istenilen estetik sonuçların cerrahi tekniklerlerle sağlanabiliyor olması açısından bu konu çok önemlidir. Atravmatik yumuşak doku cerrahisi prensipleri ve estetik algı estetik cerrahi eğitiminin olmazsa olmaz koşullarıdır. Saçlı deri anatomisi, fizyolojisi, saç hastalıkları, tanı ve olası tedavileri ve saç ekimi hakkında he pratik hem de teorik bilgi ve deneyim sahibi olmalı, bilim ve etikten ayrılmadan kendi hayali özelliklerine vurgu yaparak karşısındaki yanlış yollara yönlendirmemelidir. Cerrahinin ayrıntıları, riskleri, komplikasyonları ve olası çözümler hakkında karşısındakini bilgilendirebilmeli, iletişim problemleri olmamalıdır. Yine literatür takibi ve literatüre katkı, son tekniklerin takibi açısından çok önemlidir.  

Saç Ekiminde DHI

DHI (direct hair implantation) ya da kalemle saç ekimi yöntemi yeni, farklı bir yöntem olarak anlatılsa da aslında eskiden beri bilinen bir ekim sistemidir. Bu sistemde saçtan ya da vücudun değişik yerlerinden alınan greftler ekilmeden önce bir aparata yerleştirilir. Greftler bu aparatyardımı ile ekilir.

Direk değil aslında indirek bir yöntemdir. Elde edilen greftler direk olarak açılmış kanallara ekileceğine önce bir alete yerleştirilerek aslında indirek olarak ekilmektedir.

Avantaj olarak dikiş ve kesi içermediği söylense de bu avantaj aslında fue yönteminin fut yöntemine göre bir avantajdır ve DHİ ye özel değildir. Bir diğer avantajı ekim yapılacak alana delik açılmaması olarak sunulsa da her ekim işleminde olduğu gibi DHİ de de kökler deri altına yerleştirildiğinden delik açılmaktadır. Ekilebilecek kök sayısını arttırması da yine gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü bu işlem bir ekim yöntemidir. Bir kök alım yöntemi değildir. Dolayısı ile ekilebilecek kök sayısını arttırması mümkün değildir.

Ekim sonrası yara iyileşmesi diğer ekim yöntemlerine göre daha kısa değildir. Öğrenme eğrisi uzundur. Normal yönteme göre daha fazla personele ihtiyaç vardır. Kullanılan kalemlerin maliyeti ve ek personelin maliyeti normal yönteme göre daha fazla bir maliyet çıkarmakta bu da hastaya yansımaktadır.

Aslında en önemli dezavantajı ekim için gerekli greftlerin mikromotor ile elde ediliyor olmasıdır. Mikro-motor un bütün dezavantajlarını taşımaktadır. Bu yöntemin daha zahmetli ve uzun oluşu doğrudur. Dolayısı ile greftlerin dışarda bulunma süresini kısaltması da söz konusu değildir.

Japonya da yapılan bir çalışmada DHI yönteminde slitlere göre 4 kat daha fazla skar geliştiği gösterilmiştir. Yine bu çalışmada özellikle sık ekimler için DHI’nin uygun bir yöntem olmadığı ve daha fazla travmatik olduğu bildirilmiştir.

Kadınların saç ekim işlemleri ve aşamamaları

Bu uygulamayı yaptıram her türden insanı bir ömür boyu fiziksel ve mental açıdan olumlu bir tarzda etkileme kapasitesine sahiptir. İşin doğrusu, saçlarının dökülmesinden ne erkekler ne de kadınlar hoşlanır. Ancak çoğu kişi kellik probleminden dolayı sıkıntı yaşamaktadır. Çoğu insan, saçlarını kaybetmesi ile birlikte, psikolojik açından büyük sıkıntılara düşmektedir. Ancak kadınların saçlarının dökülmesi, erkeklere kıyasla çok daha zorlu bir sürecin yaşanmasına neden olmaktadır. Erkekler, toplumsal örneklerin sayıca fazla olmasından ötürü, saçlarının dökülmesi ya da kelleşme sürecini kadınlara nazaran çok daha kolay bir biçimde içselleştirmektedir.

Gelgelelim kadınlar, bu duruma alışmak konusunda çok tecrübeli sayılmazlar. Kadınların, bir bakıma, erkeklerden çok daha duygusal varlıklar olduğunu düşünmek mümkündür. Ayrıca, özellikle bizim toplumumuzda, kadınların dışsal görünümleri yani imajları, erkeklere göre çok daha dikkat çekicidir. Bir kadının saçlarının dökülmesi süreci kademeli bir biçimde vuku bulur. Kadınların saçlarının dökülmesi birden fazla olay tarafından tetiklenebilir. Örneğin hamilelik ve hamilelikten sonraki süreç biraz böyledir. Ayrıca yaş aralığı ve menopoz döneminin başlamış olması da saç dökülmesi sürecini tetikleyici değişkenler arasında sayılabilir. Bir kadının yaşadığı saç dökülmesi vakıası, herkesten önce, ilk olarak bir uzman dermatolog tarafından değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.

Kadınlar özelinde meydana gelen saç dökülmesi vakıalarının tetikleyicilerinden birisi saçlı deride vuku bulan şu ya da bu tarz bir rahatsızlık olabilmektedir. Saç dökülmesi süreci, kadınlar özelinde ilk olarak kendisini, saçların yapısal olarak incelmesi biçiminde gösterir. Daha sonra ise, saçların azalması ile süreç devam eder. Ancak şunu hemen belirtelim:  Saçları fue yöntemi ile nakli işlemlerinden sadece erkekler değil kadınlar da aynı ölçüde faydalanabilmektedir. Bu bağlamda, saçlara ekim tekniklerinin hemen hemen herkesi kapsayacak bir içeriğe sahip olduğu ile ilgili bir çıkarım yapılması mümkündür. Kadın tipi saç dökülmesinin en önemli yanı, çok kısa bir süre içerisinden fark edilebiliyor olmasıdır. Saçın genel yapısı dâhilinde, eğer saçlar eşit aralıklar ile dökülmüş iseler, bu durum yani kadının saçlarının dökülüyor olması biraz daha zor anlaşılacaktır. Uzman doktorlar kadın hastaların saçlarının hangi sebepten ötürü döküleceğine karar verecek ve buna göre bir uygulama çerçevesi belirleyeceklerdir.

Saç dökülmesi istenilmeyen bir şeydir ama genetik ya da hormonal dengenin sarsılması veyahut saçın yapısını bozan kozmetik ürünlerin kullanılması neticesinde ortaya çıkabilmektedir. Stres de saçların dökülmesi bağlamında çok önemli bir etkendir. Genetik saç dökülmesi söz konusu olduğu zaman, saçın yoğunluğunda bariz bir azalma meydana geldiği hemencecik fark edilir. Kadınlar özelinde meydana gelen saç dökülmeleri çok çeşitli biçimler alabilir ama çoğu durumda ön saç çizgisi yerli yerinde kalır. Çok nadir durumlarda sadece ön saç çizgisi de geriye doğru kayma yapar.

Saç ekimi yaptırmak isteyen bir bayan için ilk olarak saçların neden döküldüğünü açıklığa kavuşturacak bir inceleme yapılması gerekmektedir. Hastanın da nasıl bir saça sahip olmak istediğini uzman doktora ayrıntılarıyla birlikte anlatması gerekmektedir. Uygulanan yöntemlere gelince, erkekler için süreç nasıl ise, kadınlar için de tam olarak aynıdır.